Sürgülü Sistemlerde Sineklik Tercihi Nasıl Olmalı?
Şimdi bak, bu sineklik meselesi var ya, hayatımızın en sinir bozucu dertlerinden biri. Özellikle şu sürgülü kapı pencere sistemleri çıktı çıkalı, işler iyice karıştı. Yaz geldi mi, bir de bakmışsın evin içini basmış o lanet olası sinekler, sivrisinekler… Deliriyor insan, vallahi delirmeye ramak kalıyor. Akşam yemeğini yiyorsun, bir vızıltı, hooop, kolunda bir kaşıntı. Uykudan uyanıyorsun, suratında bir iz… Geceleri uykuyu haram ediyorlar, gündüzleri huzuru. Bu işin şakası yok, abi, bu bir yaşam kalitesi meselesi. Kimse evinde böceklerle savaşmak istemez, değil mi? Hele o bahar ayları, yazın o bunaltıcı sıcakları… Kapıyı açacaksın, içeriye o pis koku, o nemli hava girmeyecek, ama sinekler de girmeyecek. İşte o noktada doğru sineklik seçimi, gerçekten ne kadar önemli olduğunu anlıyorsun. Yanlış bir tercih yaptın mı, sadece paran boşa gitmiyor, bir de üstüne dert sahibi oluyorsun, sinirden köpürüyorsun…
Sürgülü Sistemler İçin Doğru Sineklik Seçimi: Hayat Memat Meselesi
Şimdi canım kardeşim, sürgülü sistemler için sineklik seçerken öyle “ne olsa olur” kafasında olursan, kusura bakma ama çok pişman olursun. Bak sana net söyleyeyim, bu işte plise sineklik denen meret var ya, işte o kurtarıcın. Diğer stor sineklikler falan, sürgülü sistemde bir yere kadar gider, sonra başlarsın “tıkandı, açılmıyor, kapanmıyor” diye söylenmeye. Plise sineklik dediğin, akordiyon gibi açılıp kapanır, köşede kendine bir yer bulur, gözünü bile yormaz. En önemlisi de dayanıklı olur, öyle iki ay sonra yırtılmaz, rayından çıkmaz. Alüminyum profilleri, kaliteli tülleri olacak; yoksa o rüzgarda, o güneşte bir bakmışsın lime lime olmuş… Bir de rengi var tabii, pencerene, kapına uyacak, öyle sırıtmayacak. Estetik de önemli sonuçta, değil mi? Bu işin ucuzuna kaçarsan, bir sene sonra tekrar sineklik ararsın, paran da zamanın da boşa gider…
Peki, neye dikkat edeceksin? Öncelikle, o sürgülü sistemin kendi raylarına takılabilen bir model mi, yoksa ayrı bir ray mı gerektiriyor, bunu iyi araştır. Bazıları var, kendi başına takmaya kalkarsın, olmaz, bir de ustayla uğraşırsın. Ray sistemi sağlam olacak, kolay kolay eğilip bükülmeyecek. Tülün kalitesi apayrı bir dünya. Öyle incecik, dandik bir tül takarsan, bir kedi tırnağı, bir çocuk eli, ya da sert bir rüzgar… Pat! Yırtıldı gitti. Sonra başlarsın bantlamaya, yama yapmaya, o da ayrı bir çirkinlik… Yok abi, öyle olmaz. Tül dediğin fiberglas olacak, UV ışınlarına dayanıklı olacak, rengi solmayacak. Bir de kolay temizlenebilir olması lazım, çünkü toz toprak durmadan yapışır. Her sene sineklik değiştirmek mi istiyorsun, yoksa bir kere alıp yıllarca rahat etmek mi? Cevap belli değil mi?
Bak, bazıları vardır, “Aman abi, pahalıymış” der, gider en ucuzunu taktırır. Sonra ne olur biliyor musun? O dandik sineklik ya sürekli takılır, ya açılmaz, ya kapanmaz, ya tülü yırtılır, ya da çerçevesi yamulur. Her akşam o sineklikle cebelleşmek zorunda kalırsın. Bir de hava alayım dersin, açarsın kapıyı, sineklik takılır, sen uğraşırken içeriye bir ordu sinek dolar… İşte o an anlarsın o başta “pahalı” dediğin şeyin aslında ne kadar ucuz olduğunu, çünkü sana yaşattığı o sinir, o stres, parayla ölçülemez. Gerçekten diyorum sana, bu konuda cimrilik yapma. Bir kere al, adam gibi al, kafan rahat etsin. Bu işin ustasını bulacaksın, diyeceksin ki “Benim sürgülü sistemime en uygun, en dayanıklı, beni yıllarca uğraştırmayacak sinekliği istiyorum.” Öyle “fiyatı neyse veririm” deme tabii, ama kaliteden de asla ödün verme. Unutma, bu sadece bir sineklik değil, bu senin evindeki huzurun, rahatlığın garantisi… O böceklerin eve girmemesi demek, senin o keyifli akşam yemeklerini böcek kovalamadan yemen demek, deliksiz bir uyku demek… Değmez mi buna? Değer, vallahi değer…
Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanacaktır. Lütfen argo içermeyen yorumlar gönderin.